Basın Müşaviri Refik Soğukoğlu; “Okuma alışkanlığımızı yükseltmeliyiz„

Paylaş:

Türkses: Sayın Soğukoğlu, sizi tanıyabilir miyiz? Refik Soğukoğlu: Gurbetçi bir ailenin 4 çocuğundan birisiyim. Almanya’nın Duisburg kentinde dünyaya geldim. İlk öğrenimimi Duisburg’da, orta öğrenim ve lise eğitimini Türkiye’de tamamladım. Daha sonra tekrar Almanya’ya döndüm. Eğitim farkından dolayı Almanya’da lise eğitimini tekrar edip, Ruhr Üniversitesi Sinema televizyon / İletişim bölümünden 2006 yılında da mezun oldum. Ardından televizyon sektöründe çeşitli faaliyetlerde bulunarak mesleğimi icra ettim. Tüm bu televizyon ve basın faaliyetlerinin yanı sıra Sivil toplum alanında üst düzey görevlerde bulundum. 8 yıl boyunca uluslararası bir sivil toplum örgütünün Almanya Başkanlığı görevini yürüttüm.

Bu STK ile Avrupa Parlamentosunda uzun süre gözlemcilik yaptık. Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerini dairesinde görev yaptım. Türkiye en fazla baskı yapılan ve Avrupa Parlamentosunda da kabul edilmek istenen sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısının gündeme taşındığı dönemde, Avrupa Parlamentosunda ciddi oturumlar, paneller ve çeşitli etkinlikler yaparak, bu tasarının parlamentodan geçmemesi yönünde ciddi çaba sarfettik ve hamdolsun başarılı olduk. Avrupa genelinde bir çok ülkede Türk toplumunun kabulü, eşit haklar, etkin siyasi katılım, yurttaşlık kampanyaları, İslamofobya gibi alanlarda projeler hayata geçirmek suretiyle ülkemize ve milletimize hizmet ettik. Aynı zamanda basın alanında ki faaliyetlerim de devam etti. Basın organlarında Avrupa’da yaşayan Türklerin sıkıntılarını anlatan projeler hayata geçirdik. 2013 yılında T.C. Başbakanlık bünyesinde çalışmaya başladım ve Berlin Büyükelçiliği’ne Basın Müşaviri olarak atandım. 2013 yılı Kasım ayından bu yana da görevime devam ediyorum. Evliyim. 3 kızım var.

Türkses: Basın müşavirinin görevleri nelerdir? Refik Soğukoğlu: Basın müşavirinin görevi aslında çok fazla. Basın müşaviri denildiğinde basını takip eden, tarayan, Almanya’daki Türk basınıyla ilgilenen kişi gibi algılanıyor. Fakat Basın Müşavirinin vazifelerin bunların çok ötesinde. Malumunuz ülkeler arası ilişkiler sadece siyasi alanda öneme haiz değil. Gerek ekonomik, gerek ticari, gerek kültür ve sanat olsun birçok alanda ülkelerin birbirleri ile işbirliği vardır. Bu ifade ettiğim hususların en önemli ayaklarından biri de basındır. Nitekim ülkeler arası işbirliği, ilişki ve bağlantıların basın yayın organları üzerinden kamuoyuna yansıdığı göz önüne alınırsa Basın Müşavirinin en önemli vazifelerinden birinin de kolayca anlaşılacağını düşünüyorum. Diğer bir görev alanı, Almanya’da basın kuruluşları ile sıkı işbirliği içinde olmak, onları Türkiye’de ki siyasi, ekonomik, turizm gibi her konudan ve tüm gelişmelerden haberdar etmek, doğru bilgilendirmektir.

Basın müşavirinin diğer bir görevi de elbette Almanya’da faaliyet gösteren Türk kökenli gazetelerin yayın organlarıyla iletişim halinde olmak, onların isteklerini yerine getirmek, sorularını yanıtlamak, onlara bilgi desteği sağlamaktır. Alman kamuoyunda Türkiye’ye karşı oluşturulan algıyı yönetmek, olumsuz algıya yönelik düzeltmeler yapmak gibi akla gelebilecek bütün çalışmalar basın müşavirliği tarafından yürütülmektedir. Türkses:Almanya’da faaliyet gösteren basın ve yayın kuruluşlarını nasıl değerlendiriyorsunuz ? Refik Soğukoğlu: Almanya’da Türkçe yayın yapan ulusal basın pek fazla kalmadı. Olanlar da küçülmeye gitti. Bunun nedenini özellikle bizim buradaki Türk toplumunun okuma alışkanlığına bağlıyorum.

Burada ki Türk toplumunun okuma alışkanlığı yükseltilmedikçe, gazetelerin uzun vadede ayakta kalması çok güç diye düşünüyorum. Bu gazeteler satılmadığı sürece sadece reklamlarla ayakta kalmaları mümkün değil. Bunu Ulusal gazeteler için söylüyorum. Bu gazetelerin toplumumuz tarafından okunması lazım ama maalesef giderek daha da az okuyan bir toplum oluyoruz. Toplumumuzun okuma alışkanlığını geliştirecek projeler hayata geçirmeliyiz . Bu da kısa vadede olacak bir iş değil geleceğe yaymak ve sabır göstermek gerekir. Bu sabrı gösterirsek, 10 yıl sonra burada hala Türkçe yayın yapan gazeteler varlığını sürdürüyor olur. Öte yandan Almanya’da ulusal gazetelerin tirajları düşerken, yerel gazetelerin tirajlarını koruduğunu da görüyoruz. Örneğin Türkses Gazetesi 20 bin adet basılıyorsa, hepsinin dağıtıldığını ve okunduğunu görüyoruz. Dolayısıyla yerel gazetelerin tirajları, ulusal gazetelerinkinden daha fazla. Yerel gazetelerin dağılımı dar çerçevede, ancak ulaştığı kesim daha fazla, yani daha çok kişi tarafından takip ediliyor. Türkses: Almanya’da faaliyet gösteren basın kuruluşları nasıl desteklenebilir ?

Refik Soğukoğlu: Zaman zaman Almanya’da faaliyet gösteren Türk gazetecilerle bir araya gelerek görüşmeler yapıyor, taleplerini dinleyerek, sorularını cevaplamaya çalışıyoruz. Türk gazetecilerimize de belirttiğim gibi özellikle yerel gazetelerin yaşadığı maddi sorunların çözümü için uzun vadeli projeler hayata geçirmeleri gerekiyor. Yerel medyaya maddi destek, kısa vadeli bir iştir. Günü kurtaracak maddi destekler gazetelerin uzun vadede ayakta kalmasını sağlamayacaktır. Öncelikle gazetelerin niteliğinin, içeriğinin zenginleştirilmesi gerekiyor. Bizler birbirimize destek olmaz, köstek olursak bu gemi batar. Geminin batmaması için birbirimize destek olmamız gerekiyor. Türk medyamızın ömrünün uzun olması için birlik ve beraberlik şart. Kast ettiğim bu destek, hem gazetecilerin kendi aralarındaki dayanışma hemde işverenlerın Türk medyamız ile ilişkisi. Türkses: Almanya’da ki Türk medyasının geleceğini nasıl görüyorsunuz ? Refik Soğukoğlu: Ben her zaman Türk medyasının uzun vadede yaşayabilmesi için birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğini savundum. Hatta bazı gazetelerin birleşmesinin çok faydalı olacağını savundum.

Ne yazık ki olmadı. Ne kadar çeşit olursa, o kadar zenginlik olur, onun farkındayım ama yaşamlarını devam ettirmeleri için bunun şart olduğunu düşünüyorum. Türkçe konuşulduğu müddetçe, Türk yerel medyası Almanya’da olacaktır. Belki sayıları azalacaktır ama olacaktır. Nitelikten ve kaliteden taviz vermediğimiz sürece, Türkçe konuşulan televizyon kanalları ve gazeteler var olacaktır. Uzun vadeli projeler hayata geçirilmez ise yaşam ömürleri çok sağlıklı olamayacaktır. Siyasi hava düzeldiği zaman reklam veren Alman şirketleri de artacaktır. Her şey siyasi atmosfere bağlı. Türkses: Alman basınının Türkiye’ye karşı olumsuz tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz Refik Soğukoğlu: Alman medyasına baktığımızda bazı noktalarda ciddi bir işbirliği içinde olduklarını görüyoruz. Türkiye hakkında, özellikle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan hakkında olumsuz bir çok haber yapılıyor.

Birbirinden zıt görüşlü olan basın kuruluşları ve siyasi partiler, konu Türkiye olduğunda işbirliği içinde oluyor adeta kenetleniyorlar. Bu bize, Türkiye konusunda, gazetelerin ideolojik görüşleri ne olursa olsun, ittifak halinde olduklarını gösteriyor. Onlara göre, Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan dünyadaki bir çok ülke için tehdit teşkil ediyor. Yani ekonomik alanda büyüyen ve güçlenen bir Türkiye var. Sayın Erdoğan, ciddi atılımlar yaptı, ülkeye çeşitli değerler kazandırdı, büyük projeler hayata geçirdi. Örneğin, Berlin’de bir havaalanı var ve 10 yıldır hala bitirilemedi. Bitecek gibi de görünmüyor, sürekli erteleniyor. Türkiye’de ise İstanbul’da 3. havalimanı temeli 2 yıl önce atıldı ve bir bölümü önümüzde ki yıl açılıyor. Boğazın altından tünel açıyoruz, kendi silahımızı, tankımızı, helikopterimizi üretiyoruz. Yani bunlar tabi ki ticari olarak bunlardan beslenen ülkeleri rahatsız ediyor. Uluslararası siyasette, çıkar ilişkisi vardır. Bunlara yönelik bir algı oluşturmak adına, butün dünyada yapılıyor.

Türkses: Alman Basınında Türkiye aleyhinde çıkan haberler konusunda nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz ? Refik Soğukoğlu: Ben çıkan bir çok haberi okuduğumda, doğru bulmadığım haberi yapan gazeteciyle görüşüp kaynağını soruyorum. Bir çok kez de kaynağı olmayan, kulaktan dolma bilgilerle haber yaptıklarına şahit oldum. Düzeltmeleri için tekzip gönderiyoruz. Ancak ifade özgürlüğü diyerek onu bile yayınlamıyorlar. Gazetecinin, haberin doğruluğunu mutlaka araştırması gerekir. Maalesef ki Türkiye söz konusu olunca, bu görmezden geliniyor. Araştırma gereği duymuyorlar. Gazeteci, duyduğu haberin doğruluğunu araştırıp ondan sonra yayınlar. Konu Avrupa ile ilgili bir haber olunca araştırılıyor, ancak konu Türkiye olunca maalesef doğruluğu araştırılmıyor. Haber işlerine geldiği gibi yayınlanıyor. Biz konuya ilişkin doğru bilgilendirme yapmak üzere irtibata geçtiğimizde ise önce memnuniyetlerini ifade ediyorlar fakat haberde herhangi bir düzeltmeye yine gitmiyorlar.

Ama şunu söyleyebilirim ki siyasilerin ve Alman basınının, Türkiye’ye karşı algı oluşturma çabaları kamuoyunda artık karşılık bulmuyor. Bugün artık her birey bir gazeteci. İnsanlar sosyal medyaya sahip ve her türlü habere ulaşabilme güçleri var. Dolayısıyla insanları etkilemek artık o kadar kolay değil. İnsanların alternatif haber kaynakları çoğaldı. Almanya ile Türkiye çok eski müttefik, yani hiç bir zaman savaşmamış, her şavaşta yan yana durmuş iki ülke. Bu iki ülke birbiri için çok önemli. Bunlardan ziyade burada yaşayan milyonlarca Türk var. Bu iki ülkenin tekrar birlik ve beraberlik içinde olması, iki ülkenin de yararına olacaktır. Bu çekişme Almanya’ya bir şey kazandırmaz. Türkses: Alman medyasında yapılan olumsuz haberler sizce turizm sektörümüzü nasıl etkiledi ? Refik Soğukoğlu: Türkiye’ye karşı yapılan olumsuz haberler sonucu turizm sektörü de elbette etkilendi. Burada bir çok Alman gazetesi turizm eki yayınladı. Bu eklerde Türkiye’ye alternatif bir çok ülkenin reklamı yapılırken Türkiye hakkında en ufak bir tanıtıma dahi yer verilmedi. Ancak daha önce Türkiye de tatil yapmış olan Almanlar, bu ülkelere gittiklerinde, Türkiye’de buldukları hizmet ve kaliteyi bulamadılar. Türkiye’de ki kalite ve hizmet hiç bir ülkede yok.

Almanlar da bunu farkettiler ve pişman oldular. Tekrar Türkiye’de tatil yapmaya başlayacaklar. Türkses: Son olarak neler söylemek istersiniz ? Refik Soğukoğlu: Türkses Gazetesi, benim dikkatle takip ettiğim, 27 yıldır kendini ispat etmiş bir gazete. Almanya’da Türkses gibi gazetelerin sayılarının artması gerektiğini düşünüyorum. Burada yayın yapan gazetelerin bir birlerine destek olması gerekiyor. Gazeteler birbirleriyle ortak ağ kurabilirler. Değişik eyaletlerin haberleri yapılabilir. Haber alıp birbirleriyle paylaşsınlar. Paylaşım içinde olurlarsa, sarfettikleri efor düşecektir. Birleşmekten kastettiğim, kol kola girebilmek, dayanışma içinde olmak yani kurumsal birleşmeden söz etmiyorum. Yerel medya bir çok noktada ulusal medyadan daha etkin. Siyaset gerilince toplum da geriliyor. Ortamı yumuşatmak için gazetelere büyük görev düşüyor. Size ve ekibinize teşekkür eder, iyi yayınlar dilerim.

Yorumlayan ilk kişi ol

Bir Yorum Yap

E-mail adresiniz yayımlanmayacaktır.


*