Siir Sohbetleri

Paylaş:

Bayram sabahlarına uyanmak ne güzeldir; Sevginin gereğine inanmak ne güzeldir… (Ozan Yusuf Polatoğlu) Yarım asrı geçen göç hayatımızda, 2016 yılında yeni bir bayramı daha idrak ediyoruz. Bayramların kişi, aile ve toplum için yeri hep anlamlıdır. Kalpler arası dostluk ve samimiyet iletişiminin bayramlarda gerçekleşmesi, bayramı önemli kılar. Kendi haline akan hayata özel bir disiplin getirmesi, insanın toparlanması, çevresi ile diyaloğa girmesi bayramın ayrıcalığıdır. Muhabbet duygularının selamlaşmak ve tebrikleşmek ile insanlar arasında yeniden tazelenmesi, kopuklukların, ihmallerin giderilmesi de bayramın şanıdır özelliğidir. Fakat geçen zamanın, değişen devrin çok şeyi değiştirdiğini görmekteyiz.

Eski bayram inceliklerinin kalmadığını hayıflanarak sitem ederek hatırlar ve dile getiririz. Bayramı idrak ederken, üstad şairimiz Abdurrahim Karakoç’un tanıklığında aşınan değerlerin, azalan samimiyetlerin bir muhasebesini de yapalım :

Ana, bu bayram mı?. Aman çok ayıp Çocukken gördüğüm bayramlar hani? Mübarek elleri öpüp, koklayıp Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani? Hani ya o özlem, hani ya o tad? Ne dışım kaygusuz, ne içim rahat Haftalar öncesi her gün, her saat Babamdan sorduğum bayramlar hani? Nur yağan geceler, gündüzler nerde? Neşe paylaştığım öksüzler nerde? Dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde? Huzura erdiğim bayramlar hani? Kar çiçeğim solmuş kar yatağında Can verir ırmağın dar yatağında Arife gecesi yer yatağında Üstüme serdiğim bayramlar hani? Bayram demek takvimdeki yazı mı? Bayram hasret, bayram ağrı, sızı mı? Açıp yüreğimi, yumup gözümü Özüne girdiğim bayramlar hani? Bayram af günüdür, barış günüdür Bayramlar rahmete giriş günüdür Bayram, Hak menzile varış günüdür Gönlümü verdiğim bayramlar hani? Düşünce yoluna girince bir hususu daha görürüz. Bir tarafı sevinç olan bayramın hüzünle kesiştiği yanı da vardır. Zira kimsesizlik bayram günlerinde kendini daha çok hissettirir. Unutulan yaşlılar bunun en bariz örnekleridir. Evlatları uzakta olan yaşlı anne babalar bayram günlerinde bu yalnızlığı daha çok hissederler. Şu an mahzun oldukları evlerinde evlatlarını büyüttükleri günlerin hatıralarına dalıp kalırlar. Öte yandan “Huzur Evleri”ne terkedilmiş anne babalar daha farklı bir burukluğun içine düşerler. Kalpler hatıralarda gözler kapılardadır. Kimsesizlik bayramı da kimsesiz bayram eder: Bir başka azaptır kimsesiz bayram Kulağım kapıda bekledim durdum.. Günüm zindan oldu, geçmedi zaman Özlemime sabır ekledim durdum.. Maziden bugüne bir bağ bağladım Hep eski günlere doğru çağladım Bir köşede gizli gizli ağladım Gözümün yaşını sakladım durdum.. REYHÂNÎ, gözyaşım mendili yudu Bir dahaki yıla koydum umudu Sakladı güneşi akşam buludu Umut rüzgârını kokladım durdum… (Âşık Yaşar Reyhanî) Bayramların manasından kıymetinden öneminden vazgeçemeyiz. Olması gereken bayramlara gereken değeri vermek ve ihmallerimizi ikmal etmektir. Yine Abdurrahim Karakoç’un veciz dileklerini bu bayram atmosferinde hissedelim: Âlem-i İslâm’a rahmet su gibi Aksın, bayram olsun bayramlarınız. Evleriniz cennet kokusu gibi Koksun, bayram olsun bayramlarınız … Haksızlık almasın Hak’kın yerini Aşsın boyunuzdan aşkın derini Kimi gözyaşını, kimi terini Döksün, bayram olsun bayramlarınız .. Mağdurlar, mazlumlar ersin felaha Vuslata varanlar varsın bir daha İrfan tohumunu gece, sabaha Eksin, bayram olsun bayramlarınız … Kandır zalimlerin zulüm çiçeği Öldürür cehalet, ölüm çiçeği Gençler yakasına ilim çiçeği Taksın, bayram olsun bayramlarınız … Rab’bim yüreklere ülfeti, aşkı Soksun, bayram olsun bayramları

Yorumlayan ilk kişi ol

Bir Yorum Yap

E-mail adresiniz yayımlanmayacaktır.


*